motorlu motorsuz arabaların yollardan tek tük geçtiği ve haliyle kazaların da tek tük vuku bulduğu bir zamanlar ilçe mânâsıyla değerli bulurdu kendini kaza.. bir de vaktinde kılınmayan namazı sonradan ifa etmenin arapçası olarak..
önce ilçe anlamı tedavülden kalktı yavaş yavaş, sonra da motorlu arabalar ve canavarlar çoğaldı..
artık trafik kazasının kısa adıdır kaza ve çoğunlukla da geliyorum demez.. gelir..
20091027
kaza
20091012
ibiş
20090929
oscar

kökeni itibarıyla daha çok sanat dalını kapsasa da çeşitli faaliyetlerde bulunan insanların en iyileri için -resmi/gayriresmi- verilmiş ya da yakıştırılmış bi sürü ödülden bahsedilirken kullanılan bir ünvandır oscar..
daha doğrusu, metrik sistem misali, bir nevi 'ödül ölçü birimi'dir..
ilk bakışta, ulaşılması en güç ödül olduğu göz önüne alınarak bu böyle uygun görülüyor izlenimi vermekteyse de öte yandan, "abd'nin 'süper güç' özelliğinin buna katkısı her etmenin üstündedir" deyu düşünmekten de kendimi alıkoyamıyorum..
20090925
dandini
dandini dastana..
şimdi değil tabii- bebekken içine yatırılıp sallandığımda, anamın söylediği ninninin ritmik etkisiyle olsa gerek, beşikle ve onun hareketi sırasında çıkan seslerle özdeşleştirdiğim laf öbeğidir kendileri..
dandini dandini dastana
danalar girmiş bostana
kov bostancı danayı
yemesin lahanayı
eee eee eee e..
20090923
öpüşmek
iki kişinin birlikte ve aynı anda gerçekleştirdiği bir çeşit öpme eylemidir öpüşmek..
en doğru hali, dudakların karşılıklı olarak buluşmasıyla meydana gelir..
aksi durumda yapılan eyleme öpüşmek demek caiz olmayıp (yanlış kullanımlar kaideyi bozmaz) öpmek ya da en fazla 'karşılıklı öpülmek' terimleri tercih edilmelidir..
şunu da söylemeden geçemeyeceğim:
hem bireysel hem de eşsel (partner) tarih açısından ilk öpüşme eylemi benzersizdir..
en azından- yarattığı ve yaşattığı heyecan sebebiyle hiçbir şey onun yerini tutamaz..
denemedim ama partner bir maymun dahi olsa -büyük ihtimal- bu böyledir..
20090922
20090921
dandanakan
20090908
kumru

üsküdar'a gidelim diye öten kumrular artık hep beraber diye ötüyorlar..
gerçi, üsküdar'a gidelim diye öttüklerini ben hiç duymadım ama çocukken büyüklerimiz bize öyle öğrettiler.. itirazlarımızı ise kesinlikle reddettiler..
bu sabah kendisini şahsen göremedim ama gayet özgün ses tonundan hemen tanıdım.. bu bir kumru kuşuydu..
aynen maçlarda söylenen hep beraber tezahüratı gibi heceleri ayırarak vurguluyordu.. daha doğrusu gurulduyordu:
hep-be-ra-ber.. hep-be-ra-ber..
20090901
hayat

dört-beş yaşlarındaydım..
hayat hakkındaki bilgim laz bakkalda çifti beş kuruşa satılan bir nevi şekerlemeden ibaretti..
bir de, ötekinden daha değerli olmasını, sarıldığı çok renkli ve yaldızlı kağıda borçlu, tanesi beş kuruştan satılanı vardı..
tam olarak ne olup bitti bilmiyorum..
bildiğim yine çocuktum belki ama bu iki 'şekerden hayat' bir anda çıkıp gitmişlerdi dünyamdan..
daha sonra bir de mecmua olanıyla tanışmıştım..
lakin bana artık iyice belletmişti hayat, gerçekte ne olduğunu..






